İçeriğe geç
Haber Akışı Elektrikli Araçlar Güneş Enerjisi Rüzgar Enerjisi Enerji Depolama Batarya Yenilenebilir Enerji Sürdürülebilirlik Teşvik ve Destekler Rapor Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. İklim ve Çevre

Türkiye çelik sektörü için karbon geliri raporu

Türkiye çelik sektörü için hazırlanan 2053 net sıfır raporu, yılda yaklaşık 1,5 milyar avro yatırım ve 0,5–1,5 milyar avro karbon geliri öngörüyor.

Ender Öztürk

okunma

Türkiye çelik sektörü net sıfır yol haritasının 3 Kasım'daki tanıtım toplantısı
30 saniyede bu haberin özeti
  • Agora Industry, İPM ve SEFiA'nın raporu Türkiye çelik sektörü için 2053 net sıfır yol haritası sunuyor.
  • Hızlandırılmış dönüşüm için 20 yıl boyunca yılda yaklaşık 1,5 milyar avro yatırım gerekiyor.
  • Ulusal ETS ve sınırda karbon düzenlemesinden yıllık 0,5–1,5 milyar avro gelir öngörülüyor; tutar politika tasarımına bağlı.

Türkiye çelik sektörü için hazırlanan 2053 net sıfır emisyon yol haritası, karbon gelirinin yatırıma ve yerli üretime nasıl bağlanabileceğini inceliyor. Çalışmayı Agora Industry, İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) hazırladı. Rapor 3 Kasım'da açıklandı. Ayrıca yatırım, rekabet ve tedarik güvenliğini birlikte ele alıyor.

Raporun temel uyarısı şu: karbon maliyetine uyum sağlanırken birincil demir üretimindeki katma değer yurt dışına kayabilir. Bu nedenle öneriler üç noktada toplanıyor. Türkiye'de düşük emisyonlu demir üretimi geliştirilmeli, ithal girdilerle dengeli bir yapı kurulmalı ve yerli hurda kullanımı artırılmalı.

Çelik raporu: temel rakamlar

Türkiye çelik sektörünün mevcut modelinde inşaatta kullanılan uzun çelik ihracatı ağırlık taşıyor. Buna karşın otomotiv, makine ve beyaz eşyanın ihtiyaç duyduğu yüksek kaliteli yassı çelikte ithalat önemli yer tutuyor. Küresel kapasite fazlası fiyatları baskılıyor. Hurda tedarikindeki belirsizlikler de dönüşüm için ayrılabilecek finansmanı sınırlıyor.

Raporu Agora Industry'den Ysanne Choksey ve Emir Çolak sundu. Ardından Muammer Bilgiç'in yönettiği panelde Dursun Baş, Bengisu Özenç, Hasan Akbulut ve Serkan Ürkmez, Türkiye'deki üreticilerin dönüşümünü değerlendirdi.

Türkiye çelik sektörü için karbon geliri ne kadar?

Hızlandırılmış dönüşüm için 20 yıl boyunca yılda yaklaşık 1,5 milyar avro yatırım gerekiyor. Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile ulusal Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gelir yaratabilir. Uygun tasarımla yıllık yaklaşık 0,5–1,5 milyar avro gelir öngörülüyor. Ancak bu tutar politika tasarımına bağlı.

Karbon fiyatı Türkiye'de ton başına 100 avro olursa çelik sektöründen 2030'da 1,5 milyar avro gelir hesaplanıyor. Bunun 1,2 milyar avrosu ulusal ETS'den, 300 milyon avrosu ise ithalata uygulanacak sınırda karbon düzenlemesinden gelebilir. Hesapta tahsisatın yüzde 60'ı ücretsiz, AB karbon fiyatı ise ton başına 130 avro kabul ediliyor. Daha yüksek fiyat senaryosunda yıllık gelir 2 milyar avroya çıkıyor.

Gelirin ne kadarıyla yatırımın finanse edileceği, kaynağın nasıl kullanılacağına bağlı. Bu yüzden rapor bir yeşil çelik fonu öneriyor. Fon, karbon gelirlerini sektörün dönüşümüne aktarmayı amaçlıyor. Karbon fark sözleşmeleri ve uygun koşullu finansman yatırım riskini azaltabilir. Kamu alımları ile uzun vadeli alım anlaşmaları ise düşük emisyonlu çeliğe talep yaratabilir.

Hurda, HBI ve enerji altyapısı

Elektrik ark ocaklarının yaygınlığı, dönüşüm için bir başlangıç avantajı sağlıyor. Ancak bu tesislerin temel girdisi olan hurdanın arzı ve fiyatı, rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu nedenle daha fazla yerli hurda toplamak ve geri dönüştürmek önerilerin başında geliyor.

Diğer seçenek sıcak briketlenmiş demir (HBI). HBI, elektrik ark ocaklarına girdi sağlayarak üretim seçeneklerini genişletebilir. Üstelik hurdaya bağımlılığı azaltabilir. Bununla birlikte ithalata aşırı yönelmek farklı bir tedarik bağımlılığı yaratabilir. Rapor ithalatı dışlamıyor, fakat yerli düşük emisyonlu üretimi de destekleyen bir denge öneriyor.

Elektrik ark ocağı kullanmak tek başına sıfıra yakın emisyon anlamına gelmiyor. Çünkü elektriğin hangi kaynaktan üretildiği çeliğin emisyonunu etkiliyor. Dönüşüm bu yüzden şebekenin karbonsuzlaşmasını ve yenilenebilir elektrik arzının büyümesini de içeriyor.

Hidrojen bazlı doğrudan indirgenmiş demir üretimi de aynı altyapıya dayanıyor. Dolayısıyla çelik yatırımları ile yenilenebilir elektrik ve hidrojen yatırımları birlikte planlanmalı. Yani yalnızca üretim kapasitesi değil, enerji tedariki de dönüşecek.

Yüzde 92 azaltım neyi gösteriyor?

Hızlandırılmış senaryoda sektörün yıllık emisyonları 2025–2050 döneminde yüzde 92 azalabilir. Bu sonuç 2053 net sıfır hedefiyle ilişkili. Ancak tüm emisyonların 2050'de ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.

Hesap, sektörün Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını kapsıyor. Malzeme, ekipman ve altyapı üretiminin gömülü emisyonları analize dahil değil. Dolayısıyla rakam, çeliğin tüm yaşam döngüsünde aynı oranda azaltım sağlanacağını göstermiyor.

Çalışma ayrıca bağlantılı değer zincirlerinde yaklaşık 24.600–28.800 kişilik istihdamı hesaplıyor. Bu tahmin geçici inşaat ve kurulum işleriyle sürekli işletme ve bakım işlerini birlikte içeriyor. Geçici işler ise 20 yıllık proje ömrü üzerinden yıllık ortalamaya çevriliyor.

Bütün rakamlar, farklı teknoloji ve politika tercihlerine göre hesaplanmış senaryo sonuçları. Yıllık 1,5 milyar avro, 20 yıl boyunca gereken ortalama yatırımı ifade ediyor. Türkiye çelik sektörü için asıl soru, karbon gelirinin hangi üretim modelini destekleyeceği. Rapordaki yaklaşık 14 milyar avro ise gelecekteki yatırım harcamalarının bugünkü değerini gösteriyor.

Haberde hata mı var?Bize bildirin

Senin fikrin ne?

Bu gelişme hakkında sen ne düşünüyorsun?

Yorumlar

İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar yapay zekâ destekli ön elemeden geçer; son karar moderatördedir. Topluluk kuralları

Günün teknolojisi, sabah 08.00’de

Seçtiğiniz konularda günün 5 önemli haberi, her biri 30 saniyelik özetiyle. Reklamsız, tek tıkla ayrılırsınız.