Küresel su iflası kavramı, Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan yeni bir raporla dünya gündemine bomba gibi düştü. Uzmanlar, su kaynaklarının yenilenme hızından daha çabuk tüketilmesi nedeniyle milyarlarca insanın büyük bir risk altında olduğunu vurguluyor.
Küresel Su İflası Sistemin Çöküşüne Neden Olabilir
BM raporunun başyazarı Profesör Kaveh Madani, aşırı su kullanımı ve kirliliğin acilen durdurulması gerektiğini belirtti. Madani, su sistemlerinin ne zaman tamamen çökeceğinin bilinmediğini ve bu durumun toplumsal barışı tehdit ettiğini aktardı. Rapora göre, dünya genelindeki nehirlerin ve toprak altındaki su rezervlerinin, doğanın kendini yenileme kapasitesinden çok daha hızlı tüketildiği ortaya çıktı.
Su Güvensizliği ve Çöken Şehirler
Araştırma sonuçlarına göre, dünya nüfusunun yüzde 75’i su güvenliği olmayan veya kritik düzeyde su sıkıntısı çeken ülkelerde yaşıyor. Yeraltı su havzalarının boşalması nedeniyle yaklaşık 2 milyar insanın yaşadığı topraklar fiziksel olarak çökmeye başladı. Meksiko City, Lagos ve Kabil gibi büyük şehirlerin yanı sıra Türkiye’deki Konya Ovası’nda görülen 700’den fazla obruk, bu iflasın en somut kanıtları arasında gösteriliyor.
Gıda Güvenliği ve Artan Çatışmalar
Su krizinin tarım sektörü üzerindeki etkisi, küresel gıda krizini tetikleme potansiyeline sahip. Dünyadaki tatlı su kaynaklarının yüzde 70’i tarımda kullanılıyor ve gıdanın yarısından fazlası su rezervlerinin dengesiz olduğu bölgelerde üretiliyor. Ayrıca, su nedeniyle çıkan çatışmaların 2010 yılından bu yana rekor seviyeye ulaştığı ve 2024 yılında bu sayının 400’ü geçtiği bildiriliyor.
İklim Krizi ve Yönetim Hataları
İklim krizi, buzulların erimesi ve aşırı hava olayları nedeniyle su döngüsünü bozarak süreci daha da kötüleştiriyor. Raporda, su yönetiminde radikal bir değişim yapılması, tarımda verimliliğin artırılması ve su haklarının mevcut arz seviyelerine göre yeniden düzenlenmesi gerektiği savunuluyor. Profesör Madani, kaybolan buzulları geri getirmenin mümkün olmadığını ancak daha fazla kaybı önlemek için dürüst ve cesur bir siyasi iradeye ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.
