Batarya güvenlik analizleri üzerine yapılan yeni araştırmalar, enerji depolama sistemlerinde kullanılan farklı kimyaların risk profillerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.
Batarya Güvenlik Analizleri ve Termal Kararlılık
Newcastle Üniversitesi ve Polonya İtfaiye Akademisi araştırmacıları, mevcut lityum-iyon piller ile gelişmekte olan sodyum-iyon ve katı hal teknolojilerini karşılaştırdı. Çalışma, pillerin termal kaçak direncinin sadece kimyasal yapıya değil, aynı zamanda kullanım senaryolarına da bağlı olduğunu gösteriyor. Bu kapsamda araştırmacılar; gaz tehlikeleri, ısı yayılım hızları ve hücreler arası yayılım risklerini içeren bütünsel bir çerçeve hazırladı.
Lityum-iyon Pillerdeki Riskler ve LFP Gerçeği
Geleneksel lityum-iyon pillerde katot kimyası, termal olayların şiddetini doğrudan belirliyor. Özellikle nikel oranı yüksek olan NMC pillerin yapısal kararlılığı düşükken, lityum demir fosfat (LFP) pillerin daha güvenli olduğu düşünülür. Ancak yeni veriler, LFP bataryaların arıza anında yüksek miktarda hidrojen florür gazı salgılayabildiğini gösteriyor. Bu durum, LFP pillerin her zaman “en güvenli” seçenek olmayabileceğini kanıtlıyor.
Sodyum-iyon ve Katı Hal Teknolojilerinin Avantajları
Sodyum-iyon piller, daha yüksek termal başlangıç sıcaklıkları ve sıfır voltta taşınabilme özellikleri sayesinde lojistik açıdan önemli güvenlik avantajları sunuyor. Diğer yandan katı hal piller, yanıcı sıvı elektrolitleri ortadan kaldırarak 600 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda bile üstün bir kararlılık sergiliyor. Araştırmacılar, katı hal mimarisinin uzun vadede en güvenli çözüm olacağını öngörüyor.
